![]() |
|
|
|
Kira
gelirini vergiden kaçırmak isteyen bazı ev sahipleri ‘yaratıcı’
yöntemler geliştiriyor. İşçi ve memurların 2005 yılına ait vergi iadesi
formlarını teslim etmesine az bir süre kalırken, ev sahiplerinin kira
gelirini vergilendirmemek için işçi ve memur kiracılarıyla anlaşma
yaptıkları kaydedildi. Bu ev sahiplerinin, işçi ve memur kiracılarının
kira bedelini vergi iadesinde kullanmasını engellemek için kontratta
kira bedelini düşük tuttuğu, vergi iadesini (yaklaşık yüzde 8) kiracıya
ödediği ortaya çıktı.
Ayrıca ev sahiplerinin, kiracısına gıda ve giyim faturası verdiği ya da kira bedelinin vergi muafiyet sınırı altında gösterdiği, bu sayede vergi ödemekten kurtulduğu ifade edildi. Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanı Osman Özbakır, bu yönde duyumları olduğunu belirterek, ‘Ancak karşılıklı rızaya dayalı olduğu için ispatı zor. Resmi bir ihbar almadık. Mesela Diyarbakır’da kiralar düşük değildir. Ama kişiler vergi ödememek için kira gelir tutarını düşük gösteriyormuş. Bunları belirleyeceğiz’ dedi.
Diyarbakır Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (DSMMMO) Başkanı
Mehmet Vural ise konut sahibi kişilerin kira gelirini beyan etmesi
gerektiğini, beyan etmediklerinin tespiti halinde geriye dönük yüklü
cezalar ödemek zorunda kalacaklarını belirtti. Vural, ‘Bu
vatandaşlarımızın mağdur duruma düşmemesini istiyoruz. Bunun için
Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı ile ortak çalışma yürüteceğiz. Çoğu
konut sahibi gelirini nasıl beyan edeceğini dahi bilmiyor. Bunun için
oda olarak bu ay içinde bir karar alacağız. Beyanname bedelini çok düşük
almayı ya da hiç almamayı tasarlıyoruz. Kira gelirini gerçek değeri
üzerinden beyan etmek gerekir’ diye konuştu. Kira gelirinde vergi
muafiyeti sınırı 2005 yılı için 2 bin YTL olması nedeniyle konut
sahipleri, kontratlarda bedeli 2 bin YTL’den düşük gösterme eğiliminde. |
|
Tapunuzu sık sık kontrol edin Eviniz elden gidebilir |
Tapunuzu sık sık kontrol edinEviniz elden gidebilir Gayrimenkul sektöründe yaşanan canlılığın ardından hemen her gün farklı bir dolandırıcılık olayıyla karşılaşmaya başladık. Dolandırıcıların geliştirdiği yöntemleri gördükçe, endişelenmemek mümkün değil gibi görünüyor. İşte dolandırıcıların yöntemleri ve bunları engellemenin yolları... |
|
Dolandırıcılar öncelikle nerede ne gayrimenkul var, bir bir tespit ediyorlar. Bu tespitten sonra sahte belgelerle satış vekaletnamesi çıkarıyorlar. Bu vekaletnamelerle de ilk önce tapuda mülk sahibinin haberi olmadan birbirlerine satış gerçekleştiriyor, ardından da, mülkü bir başkasına satıyorlar. Bu arada, olup bitenden haberi olmayan asıl mülk yasalarla başbaşa kalıyor. Hiç kimse de tapu dairesine gidip, malını kontrol etme alışkanlığı olmadığı için de olay açığa çıkınca iş işten geçmiş oluyor. Hürriyet Gazetesi'nden Ziya Oğuz Akbulut'un araştırmasına göre dolandırıcılar mülk satış işlemlerini sadece vekaletnamelerle değil, sahte mahkeme kararıyla da yapabiliyor. Kural olarak, tapu sahibinin iradesi olmadan, sahte vekaletname ile yapılan işlemler geçersiz sayılıyor. Ancak, satın alan tapu kaydına değil, sahte vekilin temsilci olduğuna güvenerek, iktisapta (hak devretme) bulunuyor. Oysa Medeni Kanun'un 1023. maddesi, "iyi niyetli üçüncü şahısların sadece sicil kaydına güvenmeleri" halinde, onların iktisalarını geçerli kabul etmektedir. Bu durumda, tapu malikleri, "tapu sicil kaydının tashihi" davası açarak gayrimenkulünü elde etmesi mümkün oluyor. Ancak Galatasaray Üni. Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Hamdi Yasaman, "buna karşın, sahte vekaletnameyle satılan mal, bundan sonra bir başka kişiye satılmışsa, bu şahsın iyi niyeti korunur ve ona karşı esas malikin dava açması mümkün değildir" diyor. Peki
Tapu malikinin bu tip olaylara karşı tedbir alması mümkün mü? Bu tip dolandırıcılık olaylarının önüne gçilmesi için en basit yöntem ise, tapuya bir dilekçe vererek, "Vekaletnameyle işlem yapılamaz" şerhinin konması. Ancak
hukukçulara göre, böyle bir şerh tapuya konamıyor. Tapuya konulan
şerhler arasında böyle bir unsur yokmuş. Uzmanlar, mal sahiplerinin
tapuya gidip malını kontrol etme alışkanlığı kazanmasının şart olduğu
görüşünde. |
|
Konut kredisinde maliyeti düşürmenin formülü! |
Sadece biraz dikkat ve
matematik bilgisi gerekiyorBankaların konut kredisinde girdikleri rekabet tüketicilere yarıyor. Aylık faiz oranlarındaki yarış, tüketicilere ödemelerini yarı yarıya düşürme fırsatı veriyor. Bu dönemi nasıl avantaja dönüştürebilirsiniz? Bunun çok kolay yöntemleri var... |
|
Diyelim ki A bankasından 100 bin YTL'lik 10 yıl vadeli kredi kullandınız. Kredi kullandığınızda aylık faiz oranı yüzde 2.5'ti. Ev fiyatları ucuzdu. Hemen evi satın aldınız. Krediniz 120 ay vadeli ise ayda 2 bin 747 YTL, 180 ay vadeli ise 2 bin 649 YTL ve 240 ay vadeli ise 2 bin 630 YTL ödüyorsunuzdur.
Aylık
faiz oranlarının yüzde 1'e gerilediğini kabul edelim. Bu durumda kredi
kullanmış olsaydınız 120 ayda bin 835, 180 ayda bin 648 ve 240 ayda bin
583 YTL ödeme yapıyor olacaktınız. Neredeyse kredi faizlerinin üçte bir
oranında azalmış olacaktı. Ama satın aldığınız evin fiyatı da aylık
faizlerin yüzde 2.5'ten yüzde 1'e gerilediği dönemde neredeyse üçe
katlanmış olur. B Bankasının kapısını çalıyorsunuz. durumunuzu anlatıyorsunuz. A bankasına borcunuzu kapatmak için kredi kullandığınızı ifade ediyorsunuz. Bu durumda hiçbir banka teklifinizi kolay kolay geri çevirmez. (Çünkü evin değeri katlandığı için ipotek değeri artmıştır.) Böylece aylık kredi taksitlerinizi üçte bir oranında ucuzlatabilirsiniz.
Bunun size maliyeti ne? 100 bin YTL için Hangi vadede? Hangi faiz oranıyla? Ayda ne kadar ödenir120 2.5 2.747 180 2.5 2.649 240 2.5 2.580 120 1.5 1.835 180 1.5 1.648 240 1.5 1.583 120 1 1.476 180 1 1.247 240 1 1.143
Kaynak:
www.imedya.com |
|
Emlak ve para yakın takipte! |
Sıkı
sıkıca denetim... Hesap uzmanları öncelikle büyükşehirlerde yüksek
fiyattan satılan emlakları incelemeye başlayacak.Maliye, bankalardan bu ay 2005 yılında 500 bin YTL'yi aşan çek, havale, EFT listelerini isteyecek. Hesap uzmanları ayrıca bazı illerde konut satışlarını da mercek altına alacak. |
|
Hesap uzmanları öncelikle büyükşehirlerde yüksek fiyattan satılan emlakları incelemeye başlayacak. Maliye, bankalardan bu ay 2005 yılında 500 bin YTL'yi aşan çek, havale, EFT listelerini isteyecek. Hesap uzmanları ayrıca bazı illerde konut satışlarını da mercek altına alacak. Maliye Bakanlığı'nın, finans kesimine yönelik denetimleri bu yıl da devam edecek. Ayrıca son dönemde satışlarında patlama yaşanan emlak sektörü de mercek altına alındı. Edinilen bilgiye göre, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu ile Gelir İdaresi Başkanlığı Gelirler Kontrolörlerinin geçen yılın ikinci yarısında başlattığı finans denetimleri için yeniden bankaların kapısı çalınacak. Bu ay bankalardan, 2005'te 500 bin YTL'nin üzerindeki çek, havale ve EFT işlemi yapanların listesi istenecek. Gelen listeler, şubat ve mart ayında Gelir İdaresi Başkanlığı ile Hesap Uzmanları Kurulu'nun Bilgi İşlem Merkezi'nde değerlendirilecek. Yapılacak risk analizleri sonucunda, durumları şüpheli işlem sahipleri, denetime tabi tutulacak. 2005'in raporu hazır Hesap Uzmanları Kurulu Başkanı Mahmut Vural, geçen yılki risk analizlerinin ardından 6 bin 398 kişi hakkında başlatılan incelemenin bu yılın ilk çeyreğinde sonuçlandırılacağını söyledi. Finans denetimlerinin başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde yoğunlaştığını belirten Vural, "Çek, havale ve EFT denetimleri ile para hareketlerinin yoğun olduğu geniş alanı görme imkânı buluyoruz. Malın izi kalmıyor ama paranın kalıyor" dedi. Hesap uzmanlarının finans kesimine yönelik çalışması sırasında, 2003 yılında 96 bin gerçek, 68 bin tüzelkişinin 500 bin YTL'nin üzerinde çek, havale ve EFT işlemi olduğu ortaya çıktı. Bu tutarın üzerinde işlem yapanların sayısı, 2004 yılı listelerinde de 150 bin gerçek ve 86 bin tüzelkişi olarak yer almıştı. Yapılan değerlendirmeler sırasında 6 bin 398 kişi hakkında inceleme başlatılmıştı. Bu kişilere ait hesap sayısı 18 bin, bu hesaplardaki işlem hacmi de 100 milyar YTL olarak tespit edilmişti. İncelemelerde, kâğıt üzerinde patron görünen odacı ve çaycılara ulaşılmış, İstanbul'da, banka kayıtlarında adına 52 milyon YTL'lik işlem yapılan bir ofisboy bulunmuştu. Sıra emlak sektöründe Öte yandan Maliye Bakanlığı'nda vergi incelemelerinin büyük bölümünü gerçekleştiren Hesap Uzmanları Kurulu, finans kesiminin ardından gayrimenkul piyasasına da yönelecek. Son 1.5 yıllık dönemde toplam 700-800 bin, hatta 1.5 milyon YTL değerindeki konutların daha proje aşamasında maket üzerinden satıldığı emlak sektörü, hesap uzmanlarınca kapsamlı bir incelemeye tabi tutulacak. Sektöre yönelik denetim öncesi başta İstanbul olmak üzere emlak satışının fazla olduğu iller için Vergi İstihbarat Merkezi'ne gelen tapu kayıtları üzerinde bir ön tarama yapılacak. Ardından da mega konut projelerine imza atan büyük firmalara öncelik verilerek, tüm alım satımlar mercek altına alınacak Kaynak; /www.digimedya.com |
|
Emlak vergisi tartışma yarattı ! |
![]() İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Mehmet Akif Ulusoy, Emlak Vergisi'ne tabi değerlerin tapu harcı ile Veraset ve İntikal Vergisi'ne de baz teşkil ettiğini belirterek, ''Bu değerlerin afaki değil, gerçekçi ve adil şekilde tespit edilmesi gerekir'' dedi. |
|
İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Mehmet Akif Ulusoy, Emlak Vergisi'ne tabi değerlerin tapu harcı ile Veraset ve İntikal Vergisi'ne de baz teşkil ettiğini belirterek, ''Bu değerlerin afaki değil, gerçekçi ve adil şekilde tespit edilmesi gerekir'' dedi. Emlak Vergisi'nde 2006 yılında baz alınacak metrekare birim değerlerinin tespiti için oluşturulan komisyonların belirlediği birim değerler tartışma yarattı. İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Ulusoy, yaptığı değerlendirmede, tespit komisyonlarında yeralmadıklarını, sadece itiraz halinde konuyu inceleyen vilayetteki komisyonda bir temsilcilerinin olduğunu belirtti. Söz konusu değerlerin, belediyeler ve ticaret odaları ağırlıklı komisyonlarca tespit edildiğine işaret eden Ulusoy, ''Bizim yapmadığımız bir konuda kapsamlı bir değerlendirme imkanım yok ama işin bir yönünün bizi de ilgilendirdiği unutulmamalı'' dedi. ADİL VE GERÇEKÇİ OLUNMALI Emlak Vergisi'ne tabi değerlerin, mevzuat gereğince tapu harcında asgari değer kabul edildiğini, Veraset ve İntikal Vergisi'nde de matrah olarak alındığını kaydeden Ulusoy, şunları söyledi: ''Bu değerlerin afaki değil, gerçekçi ve adil bir şekilde tespit edilmesi gerekir. Piyasada rayiç değer ne ise, vergiye tabi değer de o olmalıdır. Bu değerler, piyasayı yansıtmalıdır. Çünkü bunlar sadece Emlak Vergisi'nde kullanılmıyor, ekonomiyi de doğrudan etkiliyor. 100 YTL'lik bir gayrimenkule 200 YTL değer biçmek, Emlak Vergisi'nin yanı sıra, alım satımlarda tapu harcı açısından da vatandaşı zor durumda bırakıyor. Bunu daha düşük olarak belirlemek ise devleti. Burada gerçek değer ne ise, onu yakalamaya çalışmak önemli. Bugün 1.000 YTL'lik bir taşınmaza 500 YTL değer tespit etmenin de, 1.500 YTL değer biçmenin de anlamı yok.'' VATANDAŞ İTİRAZ EDEMİYOR Bu arada, değer tespit komisyonlarının belirlediği Emlak Vergisi'ne tabi değerlere sınırlı şekilde itiraz hakkı bulunuyor. Vergiyi ödeyen vatandaşın itiraz edemediği söz konusu değerler için sadece muhtarlar ve ticaret odaları mahkemeye gidebiliyor. ÇARPIKLIKLAR BİTMİYOR Bu arada değer tespit komisyonlarının belirlediği Emlak Vergisi'ne tabi metrekare birim değerlere ilişkin çarpıklıklar bitmiyor. Sadece iller arasında değil, büyükşehirlerdeki merkez ilçelerin değerleri arasında da büyük eşitsizlik olduğu dikkat çekiyor.
22
Ocak 2006 - 13:13 Kaynak;
www.haber3.com |
|
Konut fiyatları daha da düşecek |
Türkiye’de
konut fiyatlarının
daha da düşmesi bekleniyor...Yılbaşından itibaren enflasyon hedeflemesine geçen Türkiye’de mortgage’in de etkisiyle konut fiyatlarındaki yükseliş önlenemiyor. Bu konuda en deneyimli ülke Yeni Zelanda’nın Merkez Bankası Başkanı yüreklere su serpti: İniş çıkışlar normal. Bizde de böyle oldu. Fiyatlar önce yüzde 20 yükseldi ama sonra düştü... |
|
Yılbaşından itibaren enflasyon hedeflemesine geçen Türkiye’de mortgage’in de etkisiyle konut fiyatlarındaki yükseliş önlenemiyor. Bu konuda en deneyimli ülke Yeni Zelanda’nın Merkez Bankası Başkanı yüreklere su serpti: İniş çıkışlar normal. Bizde de böyle oldu. Fiyatlar önce yüzde 20 yükseldi ama sonra düştü... Enflasyon hedeflemesine geçişle birlikte yaşanacak sorunlar ve yeni döneme ilişkin uygulamalar dün İstanbul’da masaya yatırıldı. Merkez Bankası tarafından düzenlenen toplantıda, konut fiyatlarındaki artış da gündeme geldi. İzlanda Arjantin ve Kanada Merkez Bankası yöneticilerinin de katıldığı toplantıda enflasyon hedeflemesine geçen ilk ülkelerden olan Yeni Zelanda’nın Merkez Bankası Başkanı Alan Bollard, yaptığı konuşmada konut fiyatlarının bir süre sonra gevşeyeceğini söyledi. Siz De Yaşayacaksınız Ülkesinde enflasyon hedeflemesi döneminde ev fiyatlarının yükseldiğini, para birimlerinin değer kazandığını söyleyen Bollard, ‘Enflasyon hedeflemesine geçişle birlikte gayirmenkul fiyatları bizde de yüzde 20 arttı. Ancak sonra düştü. Şimdi sizde de bu yaşanıyor’ dedi. Bollard, ‘Ev fiyatları patladığında gelirlerin önemli bir kısmı da ona ayrılıyor. Yeni Zelanda’daki ev fiyatlarındaki artışı düşürdük ama bize bir bedeli oldu. Bu tecrübeyi eminim siz de yaşayacaksınız’ dedi. Kiraya Önlem İstendi Bollard, enflasyon hedeflemesi sırasında konut fiyatlarında iniş ve çıkışlara dikkat çekip aktif fiyatlara yönelik de tedbir alınmasını önerdi. Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince ise toplantı arasında yaptığı açıklamada, Bollard’ın açıklamalarının çarpıcı olduğunu belirterek, konut fiyatlarının yüksek olmasının nedeninin arz eksikliği olduğunu söyledi. Toplantıda Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Fatih Özatay ise kira artışlarının da sorun olduğuna dikkat çekerek, hükümetin bu konuda önlem alması gerektiğini belirtti. Eskiyi Özleyen Çevreler Daha Çok Bekler Merkez Bankası’nın düzenlediği ‘Enflasyon Hedeflemesi: Uygulama ve Olası Sorunlar’ konulu uluslararası konferansta konuşan Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin 1 Ocak itibariyle enflasyon hedeflemesi rejimine geçerek, bunu uygulayan 20’den fazla ülke arasına katıldığını söyledi. Babacan, kararlı şekilde uyguladıkları ekonomik programın ülkeyi çok farklı bir ortama soktuğunu ifade ederek, ‘Bu yeni ortamın herkes farkında olmak zorunda. Yeni kuralların herkes farkında olmak zorunda. Eski ortamlarda bazı menfaatleri olan, eski ortamları özleyenler varsa, bunlar daha çok beklerler. O günlere geri dönüş yok. Artık tüm ekonomik aktörlerin, yatırımcılarımız, sanayicilerimiz ve ihracatçılarımızın yeni ortama ayak uydurmaları gerekiyor’ dedi. Babacan, Merkez Bankası’nın çalışmalarına da destek vererek, ‘Hükümet olarak sonsuz destek verdiğimizi burada açıkça ifade etmek istiyorum’ dedi. Toplantıda konuşan Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, ‘Enflasyon hedeflemesi rejimi para politikasında bir son nokta değildir, tam tersine süregelecek evrim sürecinin bir parçasıdır’ dedi. Kaynak:Star - 20 Ocak 2006 - 10:16 |